11 Mayıs 2010 Salı

ışıl şerbetçioğluna ithafen yazılmıştır...ama bütün dostlarım alınabilir...

Hayatımızın ne kadar anlamsız olduğunu öğrendiğim şu günlerde bir eski dostu görerek kazandığım yeni duyguların beynimde nasıl frekanslar kazandığını dökeceğim yazıya şimdi...o ki uzaktan geldiğini gördüğün an istemsiz olarak ağzına doğru götürdüğün çay fincanını direk bırakırsın masaya....gözlerinde çiçekler açar kokusu seni alır götürür bambaşka bir boyuta...oda seni görünce heleki suratında güller açmışsa dostunun keyiften keyife girer yüzün ve bütün vücudun...belki olduğun yerde dans edip döktürsen anca atarsın üzerinde heycanı....rahatlarsın....sonra yinede sıralarsın içinden geçen sözcükleri....dostun ne söyliyceğini bilmesede...... 'hayırsız nerelerdesin sen' ...ne sölese aynıdır çünkü o senin canını hiç pahasına vericeğin insanlardandır ve yinede öpersin yanaklarından ayrılırken yinede bidaha görüşmiycekmiş gibi sarılırsın, sırtını sıvazlarsın her seferinde yanındayım diye.... her savaşında yanındayım.... her yalnızlığında yanındayım.... her galibiyetinde ....her yıkımında... her dirilişinde.... her doğumunda.... her gökyüzündeki halinde.... her yerin dibindeki halinde.....sözün sözümdür diyerek ayrılırsın......yani sırtını öle bir sıvazlarsınki elini öle bir omzuna koyarsınki canın canımdır canımı yakma diyerek....
Eyyyy sevgili, saygıdeğer dostum yazım kısadır içindeki yük ağırdır....zahmet vermek için değildir yazım.... bunu ben taşırım....senin sadece yapman gereken göğsünü açıp sevgime açık olmandır....yanaklarından öpüyorum... tanıdığın herkese selam ederim....herşey gönlünce olsun ama en önemli şey sağlığındır ....iyi davran kendine....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder