24 Şubat 2010 Çarşamba

kuruş beyin

yalnız yalnızken düşünür insan alçılı hayallerini ... Bir bir sıralanır bulunduğu yerden köyüne yol olur; belkide kaybolduğu yerde bulur kendini. Güzel olmaz hoş durmaz üzerine dar gelir bedeni tatsız tuzsuz acısız bibersiz öğle yemeği gibi olur soğansız ... ekmek arası güç istersen güzeldir düşünceli ayran...amma çok düşünürsen sonunu; sonun gelir erken kalkar uçağın rötar yaparsın geleceğe... o seni beklemekte yukarıda istedikleri açıktır, aslında yürekte titreme sezilir başın döner akla geldikçe sadece sev demekte ve oku demekte ...oku, sev, severek okumaya devam et öğren, hazmet, sindir, gevşe....
acıktım sevmeye kudret lazım geleceğe kondisyon şart ....kart insanlarla dolu toplumlar yetişiyor dert etme demeyeceğim ... sakın ama zulümden, kaç beladan sorumluluk var belinde savurmadan bitir antrenmanı.... gol yemek doyurmuyor bitirmiyor acılarını çalış eşekler gibi koş... gel deme gitmede, gözün önünden kaybolma terleme su iç soğuk kanlar dök savaş dayan kalıbımı basarım, kasarım dertlerimi
şimdi acıkmış 5 kuruşluk beynimle rahat bırak beni...













9 Şubat 2010 Salı

bıyıklarımdan kan damlıyor

zamlı düşlerim kol geziyor beynimde, tevkif ediyor tabularımı. Her derde deva gülüşüm bir kendine bulamadı çare. Kare aslıdır geometrinin ve hepte sorulur alanı...Alanımdan düştüm geçenlerde, "ya al ya git" dedi tezgahtar...Ya al ya git...ben her bir şeyimi bıraktım ve gittim densizce...gölge etmeden gittim. Yarı yolda fark ettim ki kan kokuyor bıyıklarım ve kanlı ellerim. Ellerime baktığımda güçsüzlüğümü yalnızlığımı acınmışlığımı gördüm. Falcı kadın ellerime dert yandı orta şekerli kahvesini uzatmadan sildi ellerimi. Anlattı anlattı ve ben her zaman olduğu gibi boşluk dinler gibi dinledim. Fok balığı demesiyle yüzümde minicik bir tebbessüm oluşması bir oldu, hoşuma gitti. Belki mutluluk için sebep yoktu ama ne biliyim korkmuştum işte...Ben bıyıklı kanımdan korkmuştum galiba....belkide çok ıraktaki bıyıklı karımdan...ah ah çekirdeksiz zamanlar oluşturmalı sanırım ben...

7 Şubat 2010 Pazar

beklentilerimden doğmuyor beklediklerimi omuzlarıma koyuyorum, yılıyorum gün be gün..vakit geç oluyor döndüğümde; geç dönmek istiyorum hep... zaman gelmeli ayaklarımı uzatmalıyım mısır patlamalı kulaklarımda sevdiğim seslenmeli mutfaktan...ama biliyorum dünyada çok insanın yok mısır patlağı...arkadaşlarım gözlerimden akıyor ağır ...çoraplarım bitiyor pantolonum banyo yapmak istiyor...zor ama bol günlerim var ...ALLAH'ım sana şükürler olsun ya RABBİM...

Bir tiyatro oyunum var artık provalara başlayacağız. Buradan Alper YAKICI hocama sevgiler saygılar. Bir t.v. kanalı benimle çalışmak istiyor denildi. Oyuncu yada çaycı olarak bilmiyorum. 2 demosu hazırlanmış format ne çıkar bilinmez. Her ne olursa umarım faydalı hayırlı olur demek kalıyor bana ve beklemek...

2 Şubat 2010 Salı

fütursuzluğuma fütur değil fütursuzluk kat

dağıtın parçalayın yıkın kaldırın devirin uzatın çekin çevirin yürütün koşturun bozdurun kondurun doldurun soldurun bitirin başlatın....vb.....

baba gazetesi

babam hep o koltukta hepte elinde gazetelerinden biriyle oradadır. Durması bile kafidir. Ama durmaz yapar bir şeyler. Çok çalışmak lazım koltuktaki gazeteli adam için BABAM için...

anne keki

anne cevizli havuçlu keki harika burdan H. Duran arkadaşıma sesleniyorum en kısa zamanda denenmeli. Amma anne yapmış gibisi olmaz tabi annen yanındayken yeneni gibisi olmaz sanırım. Kekten ruhuma inen yol bugünlerde ne yesem aynı yere iniyor. O yüzden başlamıycam. Blog bu şekilde sürüp gidicek resim yada video ve az sözle...

1 Şubat 2010 Pazartesi

yorduk

yoruldum yorulmaya doymamak istiyorum...güzel bir yorgunluk,ohhh televizyonun karşısın da tatlı ama huzurlu bir uzanma. keyfini çıkarma yorgunluğun aslında çıkarmaki alışma...