19 Ekim 2010 Salı

o romandaki ben değilim

cadıyım, bayramım, bi ufakta çocuğum
geceleyin sokulduğun adam değilim bazen
bir maymun siniri taşıyorum muzu çalınmış
kapkara perdeler sahibiyim arzularım çamurlu
yolum yol değil ateş pahası, parçalar güzel tahrik dolu parmaklarını
cam kıran yağmur damlalarının dert ortağıyım zarardayım anlayacağın
ya sen istersen geç olmadan git
bak saat 21:00 da son otobüs var

ben sen değilim bahsettiğin romanda adım geçmez
sabah uyanışlarında gözümün seline kapılırsın katlanamazsın
gözdem gözümü delecek güzelliğin, ellerinin teri destanımın ilk sayfası
hadi vakit yaklaşıyor saat 20:30 beni seviyorsun biliyorum
otobüs evin, otobüs yolun, otobüs sarışınlığın
bitkin bıçkın kıskançlığım boğazında
ellerim saçlarına dolanmış yüreğim gözlerinde atıyor
sıkıntılarım yıldırım düşer üzerine
bütün geçmişim geleceğinde
benim en gözdem zaman tamam 20:34
al işte bak yaşım parmak ucumda dokununca yanar elin
sen uykumun kraliçesi hala geç değil 100 adımda otobüstesin
her kaldığın an umut her bakışında kadınım her öptüğünde aşk oluyorsun
gazetemde manşet albümümde hit oluyorsun
sen her geldiğinde kalbimin en kanlı yerine kazınıyorsun
e şey kazanıyorsun
yani artık kaybetmemek için git güzel kızım 20:39
20:42
sessiz tabağında çok sesli makarna gibiyim gürültülü keyifsiz
tırnağında kırılmışlık ojende bitmişliğim
demek istediğim en güzel sen bense pis bir densizliğim
20:44
evimde yüzümde elimde kalmış sevgili az bekle...(diğer odaya geçer)
20:45 (diğer odadan şarkı söyler)

Bir bahar akşamı rastladım size
Bir bahar akşamı rastladım size
Sevinçli bir telaş içindeydiniz derinden bakınca 
gözlerinize
Neden başınızı öne eğdiniz neden başınızı öne eğdiniz

20:56
zindanlarımdan kek yapan sevgili
dibime sevgi ekerken eline diken batan güzel kadın
saat 20:57 kapıdan şimdi çıksan bile yetişemezsin ve ben seni çok özledim
yatağını hazırladım, hadi ısıt yatağımı 21:00

13 Ekim 2010 Çarşamba

white white white stripes

değerli bir bok bıraktım bugün klozete
sevinçten saldı kendini sifonladı
yüzümü yıkamadan dışarı çıkışlarıma haykırarak karşılık vermedi aynam
kırıldı
saçlarımda dünden kalma
gözlük camım kırık bu sadece çerçevesini ilgilendirir umrum mu?
ayakkabı seçiminde gömleğim yardımcı oldu
ellerim titrek,
dışarısı yağmurlu
küfürlü kabanımı giydim
asansör girişte yukarı çıkmaz meşgul
yürümek sevişmek gibi güzel
ağzım tatsız kasıklarım vicdansız
yolları yalayarak gidiyorum
işlerin hepsi benim bugün
yolda liseliler ucube sigaralarına sakso çekiyorlar
salyangoz beyinli okullular
otobüste şoför amca benimle birlikte içeriye 30 kişiyi tıkıyor
koltuklar zaten doluydu
2 kadın suratları meymenetsiz makyajlarıyla yozlaşmış güzeller bana bakıyor
gözleriyle tadıma bakıyor, bahşiş bırakıyorlar
yolculuk sona ermek bitmiyor dediğimden 20 dk sonra inişe geçiyor kaptan
taksimde otobüs zevke gelip boşalıyor
dünyayı yıkmış tekrar kurmuşum gibi hitleri ben doğurmuş ama onu öldürme operasyonunuda ben yönetmişim gibi yürüyorum az beyefendi beyoğlun da
adresi her zaman ki gibi hemen buluyor yine apartmanı tahrik eden o cihaza biniyorum
kat 7
içeriye girer girmez
daha önce iş gördüğüm kardeşim dediğim kazık attığım biri var mı tarıyorum.
işim gereği sıramı bekliyorum
adım çalınıyor ağızlarda
içeri giriyorum hafta sonu scarletleymiş gibi
çok istemiş ama ben becermemişim gibi
selamlar saygılarla direktöre selam verip
nasılsınız diye sorarım ben rahatlamak için değil o rahatlasın diye...
gevezelik etmez
anlamadığınız bir şey var mı diye sorar?
ilk önce tanıtım der
veririm boyum ölçüsünü
oyun der başlarım oyuna
dilimin evrildiği kadar hamur olur rast gele der çıkarım
sıradakilere başarılar sıradakiler derim kapıyı çeker uzaklaşırım
sanki oradan sete gider gibi
aramazlar aramazlar aramazlar!!!


teşekkürler white stripes...çok özür diliyorum okur dilimden ötürü......ama gelin sevin bu boktan dünyayı....:)

2 Ekim 2010 Cumartesi

sendrom dö yazık

insan oğlu aslında çok garip verileri günden güne kendine yüklemeyi başarabilen nadir canlılardan. belkide veriler kendileri insanın içine girip insanı yok ediyorlar. ama inanmak istemediğim zarar verici unsurun boyutlarını çizememesi. en azından birbirine zarar boyutlarının eşitliği söz konusu olabilseydi. sadece ben varım gibi yaşamak...7 milyarın içinde