ölenler ve biz
nasıl ölündüğünü ilk defa çok yakından halamda görmüştüm.
ayakları cansız tavuk ayakları gibi yer çekimini %100 kabullenmiş pa.maklar yere doğru bakıyordu
yoksa halam o anda cennette bale mi yapıyordu
ölüm
mal varlığımız biriktirdiğimiz ayakkabılarımız evde olmasını istediğimiz ikea aydınlatmalarımız
yanımızda götüremeyeceksek neden bu kadar biriktirmek
ee bakkal amca
sabah 05:00 de kalktım çok büyük azimle işime yarıyacak diye gazetelerin arasına broşür koymaya bakkala yola çıktım. uyanamamıştım ama çokta hevesliydim..en az 2 kişi arasa dedim birini kayıt etsek okula, bide yeni işimin de broşürlerini aldım yanıma ki orayada 2 müşteri gelse cepleri doldursam diye düşündüm.bakkalın önüne geldiğimde gün aymıştı artık. beklemeye başladım. bakkal amca kocaman bıyıkları , göbeği ve hasırdan şapkasıyla çıkıp gelicekti. öyle ümit ettim. baya bekledim yanımda telefon saat yoktu ama sanırım yaklaşık 1 saat sonra gençten bir çocuk geldi bisikletiyle. gazetelere yaklaştı anladım orada çalıştığını sordum dayı yok mu?. yok hasta dedi 1,5 aydır. nesi varmış dedim. kansermiş dedi. doktorlar gidici diyormuş dedi. geçmiş olsun dedim. üzüldüm kocaman amcaya. çocuk işinin başına döndü gazete paketlerini açmaya başladı. bende broşür koyucaktım dedim gazetelerin arasına. tamam dedi. çıkardım broşürleri gazetelerin eklerinin arasına hem okulun hemde mobilya mağzasının broşürlerini koymaya başladım. kolay gelsin dedi bir ses. oğluydu. sağolun ve geçmiş olsun çıktı ağzımdan. sağolun dedi. nasıl oldu dedim. dün gece hastaneye götürdük gene dedi. yani anladığım kadarıyla sanırım hastaneden ümitsizce çıkarılmış ve kötüleşince tekrar götürülmüştü. hayat insandan gideceği anlarda uğraştırabiliyor. amcanın çeşitli ifadeleri geldi gözümün önüne. çok düşünemedim. gazetelerime döndüm. yerleştirdikçe parmaklarım hem siyahlaşıyor hemde acı veriyordu parmak uçlarıma. bitmek üzereydi broşürler ve amcanın hayatı...
gitmek üzereydi insan hayatı