1 Kasım 2013 Cuma

kazı kazan

uzun bir yürüyüş sonucu aklımdan geçenlerinin derinliği değişti / kendimle anlaşamamamsa çok daha uzun bir hikaye / yazmak yapmak istediklerim bambaşka şeyler aslında ama çok büyük bir kilit var ellerimde / aklımın gevşemesine izin vermiyorum. Rahatlamam gerek / 2 metre öteden kendimi bırakmamı beklemek son derece zayıf bir ihtimal fakat dar ağacında kendi rüyalarını her gün asanda benim / rahatlamam gerek / bir yaşama sırasında bir derttaşın derdine çözüm olacak bir sürü planım var / olmayan oturmayan benliğim hiç bir yere ait olamıyor / kimse onu sahiplenemiyor / bir kazazedenin nefesini tutma çalışması gibiyim / çoğu zaman bir şeylere atık kafam / kurtların arasında kimse ölmesin der gibiyim / kendimi bulamıyorum / ne kadar işe yaramadığımı ölçemiyorum! kaç para? kaç santim? kaç bar? / bir denge çubuğundan ayrılamayan bitim ve çoğu zamanda hiç / SES geldi gözüme / kafama boşalan konfetileri yiyorum / insanın kendini beğenmesinin önemini çok iyi biliyorum, anladım. KENDİMİ beğenmiyorum / ve işe de yaramıyorum / ucu çürümüş parça tutamayan pense gibiyim, tutamıyorum

D     -  Karımla anlaşamıyorum
Y.A -  Hımm uzun ama çok uzun zaman alır ve..
D  -  Ya yooo. şey ben sorunumu tekrarlamak istiyorum. Kendimle anlaşamıyorum.
Y.A  -  O nasıl oluyor?

D -     Aslında standart bir durumu yok çoğu zaman. Farklı şekillerde oluyor ve sıklıkla oluyor.
Y.A -  Kendini kalabalıkta yalnız, başarının içinde mutsuz, istediğin bir şeyi elde edince boş hissediyorsun sanırım.
D -  Tam üstüne bastın babalık çek ayaklarını. Tamam teşhisi koydun ver elime reçeteyi de problemi ortadan kaldırayım.
Y.A -  Yok dostum. Aynı hastalıkla mücadele etmiyorum, bununla yaşamayı öğrendim.
D -  bu noktada koşullar eşit değil gibi. Sen yalnızsın ben evli ve çocuklu.
Y.A - Yalnız kal günün içinde. Bir vakit hiç bir şey düşünme, borçlarını, karının kaprislerini,çocuğunun geleceğini, anne babana karına veremediğin değer için olan üzüntünü hepsini bir kenara koy. Koy ki gideceğin yolun ışıklarını aç ilk önce. 

  • "ilk bira bittiğinde derin bir /oh/  çekme isteği uyandı. Etrafıma baktım ve görmediklerimi gördüm"

D -  Bu hoşuma gitti.
Y.A -  İşe ilk önce saygı duyarak başla. Ama her olaya, her duyguya, her olguya.
D -  Fakat bazen insanlar ölüyor saygı duyulmadan, bazen insanlara eziyet ediliyor.
Y.A -  Anlamaya çalış, bilgi topla, dinle
D -  Bu sohbet benim anlamlandıramayacağım bir noktaya gidiyor.
Y.A -  İçin iyilikle dolu anlamaman normal.
D -  Bugünlük benden bu kadar. Ben sonra sana yine gelirim.



  • "ikinci biranın ilk yudumu. Yazıyı bitirme işlemi bunalımı. Görüntüde kayma."


Acıktım inime döneceğim


  • "Son yuduma bir kala yüzde ekşime. ağlama başlamasına az kala.bir süredir ayak ayak üstünde olduğu için ayaklarda uyuşma." 

5 Eylül 2013 Perşembe

Babam ve Oğlum (sadık)

şimdi ben babamla oğlum arasındayım
şimdi anladım şimdi olanları
gözümü kızartan o ince sızıyı

- güzel oğlum hadi yatağa

ama sen hep benimle kal
ama sen hep yanımda kal

dudaklarımı büken sızı oğluma ve babama iyi bak

21 Ağustos 2013 Çarşamba

günbatımı

karanlığın içinden bir yol geliyor
ateş böcekleri ellerimi tutuyor
bir göz bir saç teli bir kalp kırıklığı kırıntısı
ellerimdeki yaşlar gözlerime giriyor
ritim hareketleniyor
battaniyem üşüyor titriyor
ayaklarım durmak istemiyor
ilerden 32 yaşımdan sola döneceğim biraz daha ilerde ölümüm
gazete sayfaları suratlarına yapışmış ruhlar
gözlerinde aynı ses
aralarından geçerken batıyor tırnakları
ama tek yol sen tınısı beni yalnız bırakmıyor
güneş istiyor bedenim
arıyorum her noktayı
keşfedecek kadar zaman yok alarmın çalmasına
bir elma kafama düşmesi süresi kalan vakit
bir dolma sarma süresi
bir yalanın üzerime yapışma süresi
bir ülke parçalanması kadar kısa vakit
uzun olan insan zulümlerine yürüyorum
parmaklarımdan çıkan nehirlerde yeni boğulmalar görüyorum
göğsüm erkekçe durmuyor dünya kızıllığında
renkler dondu
doğru yol bu yöndü
en sevdiğim tatlı föndü
ve dünya her gece yeniden söndü
yüreğim sabah ışıklarında sana döndü
kurtuluş her insanın kendi
yapılacak en son şey ferdi
cümleten iyi sabahlar
cümleten iyi günler
cümleten cümlenize güzellikler
göğe bakın ve güzelliğinden bahsedin bugün
yarının ışıklarını içinizde hissedin
ayak parmaklarınızın hevesli yürüyüşlerini duyun
ve sevin
duyduğunuz dokunduğunuz işittiğinizi sevin
hislerinizin sizi götürdüğü yerin yemyeşil bir park olduğunu düşünün
o parkta salıncakta sallanan duygularınızı seyredin
sizi o kadar çok seviyor ki birileri onları bulun
kaydıraktan ufkunuza gelen ilahi ruha kucak açın
ellerinizi tüm sevecenliğinizle açın
şarkıların sizi ne kadar sevdiğini görün
ve arkanıza dönün
yukarıda toprak aşağıda gök
sona merhaba deyin
merhaba




13 Ağustos 2013 Salı

abi bi baksana sen!

bir bok böceğinin taşımaya çalıştığı bok gibi ömrümüz
bir bok böceğine taşıtacak kadar bok gibi
kelimeler her geçen kölelikte ölüp gidiyor
3 sarılma ömrü kalıyor insanın,fark etmesine 1 sarılma kalırken
sulamayı unuttuğumuz menekşenin yaprakları halıya düşmüşken
kalbimize bir ağırlık ruhumuza bir boğa oturuyor
durağa yetişmeye 1 simit alma kalmışken giden ezgeçler
do ile si nin yanyana gelmesi kadar enteresan nefes almak
saçlarımıza düşen düş kırıklıkları
ayaklarımızdaki ters piskoz havanın
sakallarımdaki nem kadar gerçek insan kanı
akmakta gitmekte
acı boğucu kahkaha sesleri daha tiz daha yürek yaralayıcı ses tınılarına döndü bu gece
yanımda ki ışık rengini bozdu
ses
gidiyorum 2 cadde arkaya, arkama ağlamaya
ellerimle gözyaşlarımı tutamıyorum
içime akıtamıyorum şişiyorum
saçlarım yerin dibinde büyüyor
4 nala bir at geliyor at yaklaştıkça fare oluyor
güz oluyor yerdeki kuru yaprak oluyor
ben ölüyor sen oluyor
koca denizde sivrisinek oluyor
bu dünyaya az küfür edilmez ayıptır
bu dünyada yalnız kalınmaz, çok çekilmez
kanım kanım donuyor
kanım donuyor
kanım dönüyor ok oluyor
beynime girip çıkıyor
dağda domates diksem de boğar bu dünya beni
2 dünya arası karardım
2 tuğla arası yangınım
2 söz arası yalan,talan,dolan

*
hadi sen bir dolan gel abi
biraz insan gör biraz yaşam gör
her biri başardı oğlum yaşamayı
senin derdin ne
iki oda arası boşsun be oğlum
*
dışarda rüzgar var kafamda ünlem
bir künefe hoşluğunda huzur yok
rahat yasak insana hep borçluyuz nan dünyaya
bugün bana yine şans oyunu oynatıyodunuz nan
yoksul yoksul ölürken biz
para rüyaları gördürttünüz nan bize...
her adımımızda kazanın
bu film bitmedi daha
kazandığınız paralar doğrasın sizi
bana ne ya naparsanız yapın
hadi
beni gene yine ve yeniden yalnız bırakın

6 Ağustos 2013 Salı

Masalımsı

sana bir masal anlatıcam oğlum
içinde çok gerçek çok kahkaha olucak
içinde ip top taş olucak
ama sen bunlarla hep oyun oyna oğlum
aslan oğlumlu günaydınlar
fısıltıyla iyi geceler
oğlum süt kokunda gevşediğim
bir tilkide bir karga
bir prenseste 7 cüce
sarı uzun saçlarda lord ol oğlum
yüreğini yüreğimden ayırma yalnızca
sen ne dersen ben varım
daha bugün arkadaşımla konuştum
ilk bara birlikte götürücez seni
ama sen ilk mağduru değilsin bu dünyanın
bu dünyanın başarılarını umursamıyorum sende umursama oğlum
sen nerdeysen ordayım
ayakların nereye uçmak isterse seni takip edicem
peşinden gelmiycem meraklanma artık twitter var oğlum
insanın her kararı yaşama yada ölüme götürürmüş
sen hep yaşama git oğlum
oğlum 3,210 kg doğdun
bu sayılar geri gitsede nereye gideceğini bil oğlum

26 Temmuz 2013 Cuma

ucunda hayat var

ucu ucuna yaşadık be hayat
şehir dışına çıkılıcaksa son paramızı otogara gidiş için arabaya benzin
kalana da 2 sandviç aldık yüzlerimiz aksine dik aksine mutlu
ucu ucuna ölüm gidicez yaşamaya değer kıldık varken
ceplerimizde ne akrep ne kart biriktirerek
nına na nınına na na na ritimde şarkılarla beynimizin ucuna basıcaz
gözlerimiz ne ileriyi ne geriyi görücek
hep az bir miktar ama kalabalık olucaz
yanımızdakilerle beraber az bir miktar olucaz
biraz kakao biraz tuz serpilmiş gibi
biraz ekler az biraz mercimek gibi
ellerimiz birbirine kenetlenmiş insancıklar köşe köşe olucaz
vücutlarımız sıska az birazda şişman olucaz
kafayı yemeye yakın ama sırıtkan
tribün ötekileştirmesinde gibi trafik kazası gibi olucaz
ucunu ucuna bağlamak olucak derdimiz hep
dudaklarımız kulaklarımızda endişeli olucaz
bir el kalktığında vur olucaz çarp olucaz kırıl olucaz
geldiğinde bahar altı bağlı çocuk olucaz
sevgiliye yetişmeye az kalmışken füze olucaz
gözlerimizden akanlara acı olucaz
şarkı notalarıyla marş olucaz tüyde diken
bazen olmaya yakın bazen tepetaklak
bazen serpme kahvaltı bazen simit olucaz
telefonda çekim çöp kokusuna itim olucaz
nerde diye sorucaz az biraz ucu ucuna bağladıklarımız nerde
hemen cevabı yapıştırıcaz ardından tüylerimizin dikeninde yüreğimiz ve beynimizin yandığı yerde
ucu ucuna merhaba satır
ve sende sabah sabah az biraz katır
şşş ağlama...

29 Nisan 2013 Pazartesi

ann

-anne nasılsın?
-iyiyim?
-iyisin di mi?
-ben bu adamla yapamıyorum! artık yeter!
-ne oldu?
-yeter yapamıyorum mutsuzum onunla. avukat tutsun söyle. (hıçkırıklarında boğuldu sandım bir ara)
- anne
-yok hayır yeter !
-anne beni..
-yok hayır yeter istemiyorum artık.



bugün ilk defa farkettim ne annemi babamdan ne de babamı annemden kurtarabilirim. birbirlerine öyle acıtıcı bağlar atmışlar ki dokuyu parçalamak için sadist bıçaklar kullanmak lazım. daha önce ayrılabilirsiniz nasıl mutlu olucaksanız öyle yapın derdim. ama sanırım mutlulukla dolu bir ayrılık dünyanın hiç bir yerinde yok ve her geçen gün yaşamın şizofren halini her soluğumuzda daha çok içimize çekiyoruz. bu halle ne eşimi ne kendimi ve zaten hiç bir an memnun edemediğim ailemi defalarca daha memnun edemiyorum. daha da inanılmaz gerçek temmuzda bizimle olucak toprak toprağım şuan adını anınca gözlerimi yaşartan tüylerimi diken eden çocuk gelecek kucağıma.

-anne dur 


demenin hiç bir anlamı yok şu an itibariyle
o aklını yüreğini bende kaybetti çünkü
o ellerini benim için örülen dantellerle kireçledi
saçlarını yolumu temizlerken akladı
gülümsemesini ben her para kazanamayışımda yitirdi.
o, anne insanın yüreğinden bir parça 
ve elinden kayıp gitmez parmaklarının ucundadır hep ama yanına çekemezsin 
annem boka battığımda hep temizledi altımı
ben de hep sıçtım o yüzden
anne gel yanıma bu sefer sen sıç ben temizliyim 
anne gel yanıma sen sıç ben temizliyim 
anneeee
sen ...
gel yanıma 
boğazımda bir düğüm o düğümün içinde bir güğüm
ve içinde yükün
anne ...


11 Nisan 2013 Perşembe

Ters ilişki

Özlediklerim elimden gidiyo
Parmaklarım yerlerine dikiliyo
Gonk kilise için çalıyo
İnsanları buduyolar beton zeminlerde
Geç vakitte gençleşiyorum
Veysel aşık,ben bitik o ise yitik
Asansörle yan odaya itiyorum
Bedenimi kendime sokuyorum
Çıkarıp bir tavana bir tabana
Havada anason koku
Darada küfürlü tenler
Bir holigan küçük dili
Anne aşağı fırlat beni
Yelikovan akrebi ısırmış
Sebebini insana sorma
İçime tüküren imanlı olsa
Cilveloy nanayda
1 2 3 tıp

26 Şubat 2013 Salı

örüm (kelebeğin rüyası)

içimde bir örümcek ar şiir yazan
ve bir örümcek ağ örüyor beynimde
kendini öldürmeye programlanan hayatlar var gözümün önünde
örümceğin kol adedi kadar şansı var insanın sanki
yaşayan gitmişler için kolay günler
istenen direnmek yol bulmak nefes almaya
yol bulmak
ama ölüm her ağızda ayrı tat bırakıyor
insan kalmak istemiyor
örümceğin işi daha kolaylaşıyor
beyinlerimizin işleri hiç bitmiyor
sevda masalları gibi değil kabuslar
insan 1 saat uyuyup hiç uyanmamak istiyor
hiç bir işte yer bulamıyorum
meğer başaramayan ben değilmişim bunu anlıyorum an be an
dünya
bana inanın dünya yalan söylüyor
örümceğe biraz yalvarsam belki kurtulurum fakat hiç canım istemiyor
başımdan tutup yuvasına çekiyor
kilitleniyorum ağlarında
beklenmedik bir şey bekliyorum
çırpınırken karnım gurulduyor
açım
hayır bu öyle bir şey değil
çocuğum içimden çıkıyor
örümcek yok oldu ortalarda görünmüyor
hayatta sanırım çok az şey kaldı değerli
izninizle şimdi gidip annemden özür dilemem gerek...
örümcek daha görüşmemek dileğiyle...

1 Ocak 2013 Salı

saçlarını kokluyorum gözlerim kapalı

bir çocuk geliyor ilerden
benim çocuğum güzel çocuğum yeri bende ağır sakin çocuğum
affet beni çocuğum sana hazırlanamadım ben
bir halı saha maçına sokaktan çağrılmış kaleci gibi son dakika yenen gol gibi hazır değilim
oysa ben seni dün ve bugün öyle özledim ki
seni ben annene bakarak öyle sevdim ki
annenin karnından saçlarını okşadım umarım hissetmişsindir
ben sana canımı, ömrümü feda ederim ama çok üzgünüm hazırlanamadım sana
okumadım, hayta bile değildim ben
karı kız peşine düşüp dillere destan mahalle delikanlısı olamadım...
ben hep her zaman kendime yenildim çocuğum güzel yavrum benim
gel de büyüt beni
sesine öyle muhtacım ki sanki dünya ahiret kardeşim geliyor ve sanki dünyayı bu zulümden kurtaracak güçte
özür dilerim para bile biriktiremedim sana
şöyle bir felsefe edinmiştim kendimi rahatlatır gibi
para bu dünyanın malı ve herkesle paylaşmalı bu şekilde kendime iyi davranıyordum güya
o nedenle sıfırdan başlayacağız yavrum
sen ve biz
ne istersen yapabilirsin yavrum şimdiden izinlerin hepsi senin
dünya uçsuz ve sen istediğin derinlikte yaşa ama bir gün farkına vardığında dünya sana, sen dünyaya güzel şeyler bırakmış ol çünkü sen o olacaksın
seni seviyorum bebeğim
ha geçen gün 1,25 cm ilk fotoğrafını elimize aldık sanırım daha çok bana benziyosun..
daha çok bekletme diyeceğim ama