ihtimaller dahilindeydi katliam
tırnaklarımla koyduğum tuğlaları sinirlerimle yok etmek üzereydim
terasımda hala bir çimenlik istiyordum
elimde gazete sallananda sallanmaktan alı koyulamayan tüylerim pardon düşlerim vardı
çorbamda kahırlarım nasırlarım kulunçlarım vardı
birde tuz
paletle yüzmek ne güzeldi deniz gözlüğüyle onu denizde dikizlemek
dilimde kaynayan kazanın bedeli hayallerimi gerdi
duvarlarım geçmişimi deldi
bir de baktım o tekrar geldi
yemyeşil bir beyazlığın en arkasında bir su damlasının içinde el sallıyordu, sinirliydi
geç kalmışlığıma küfür yağdırıyordu aslında
unuma eleğime karışıyor senem ve dünyam oluyordu
bal kovanıma parmak sokuyor hayatıma gül atıyordu
siyah beyaz türk filminden çıkmış ayşecik ve ömercik taklitleriyle güldürüyordu beni
kah dumanlıydı kah sadeydi
ama hep tatlıydı
fındıklıydı
köşedeki marketten çikolata çalmaya giden eli hep boş dönen kepli ufaklıktı
doğrucuydu ama davutu sevmezdi
ensemi şaplaklayan sonra önümden kaçan hınzırdı...
ayakları nasırlı eli hasırlı gözleri kasvet dolu kadın
yakın onsuz geçen günü
satın vazolara konmuş gülleri
varın sona, varın tüme, varın bana
4 Eylül 2011 Pazar
kızım dur...kırıldı vazo...kırılsın..hopla kızım üstünde
5 gram aklımla bir dünya tartıyorum bazen
10 parmağımda yüzlerce becerisizlik ve ezilmiş güvenim
yüz yaşınada gelsem her sene ilk senem gibi
evimin karşı penceresindeyim hep
parktaki banktaki çifte gıptayla bakan elinde dondurma yalayan velettim
bazende eli çekirdekli...
ben küçükken benim bulunduğum takım kendini ve maçı hep kaybederdi
ben şimdi otuzundayım hala olduğum takım kayba keder
ben şimdi otuzundayım ya kızımda yakında
ben şimdi otuzundayım ya afet bir kadının koynundayım
ben bu ara otuzum çok sıkılırsamda yokum
bakkala ekmek almaya giden çocuğum
doğrucu davudun yeğeniyim
cimri keyfiminde kardeşi
ben bilmeden ladese giren dedikoducu bir çimenim
ben ayrıca gepetto ustanın bitirmeden köşede unuttuğu pinokyaya bakarak büyüyen bir oyuncağım
ben bateri solodaki tısım
patlak lastikteki fısım
gelsene kızım...
olmayan kızımı ne çok özlüyorum
şimdi olsada uyutmasa ne güzel olurdu
şimdi olsa gözdemle mışıl mışıl uyusa bende baksam sallanan sandalyede elimde kahve
açık pencereden ay vursa yüreğim ince bir sızıyla ufak ufak titrese
ben yazının başlagıcındaki tutarsızken yazının sonunda...
bir baba
bir koca
bir ...
10 parmağımda yüzlerce becerisizlik ve ezilmiş güvenim
yüz yaşınada gelsem her sene ilk senem gibi
evimin karşı penceresindeyim hep
parktaki banktaki çifte gıptayla bakan elinde dondurma yalayan velettim
bazende eli çekirdekli...
ben küçükken benim bulunduğum takım kendini ve maçı hep kaybederdi
ben şimdi otuzundayım hala olduğum takım kayba keder
ben şimdi otuzundayım ya kızımda yakında
ben şimdi otuzundayım ya afet bir kadının koynundayım
ben bu ara otuzum çok sıkılırsamda yokum
bakkala ekmek almaya giden çocuğum
doğrucu davudun yeğeniyim
cimri keyfiminde kardeşi
ben bilmeden ladese giren dedikoducu bir çimenim
ben ayrıca gepetto ustanın bitirmeden köşede unuttuğu pinokyaya bakarak büyüyen bir oyuncağım
ben bateri solodaki tısım
patlak lastikteki fısım
gelsene kızım...
olmayan kızımı ne çok özlüyorum
şimdi olsada uyutmasa ne güzel olurdu
şimdi olsa gözdemle mışıl mışıl uyusa bende baksam sallanan sandalyede elimde kahve
açık pencereden ay vursa yüreğim ince bir sızıyla ufak ufak titrese
ben yazının başlagıcındaki tutarsızken yazının sonunda...
bir baba
bir koca
bir ...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)