30 Aralık 2014 Salı

Arkadaş

Gözlerinden anlaşıyordu dostluğun
Sanki aslanın ağzına düşsek parçalayacaktın...
Bir liman boş kalsa yalnızlığa dem vurur şairlerden mısralar savururdun göğe
Sen AY'dın 
Herkese elini uzatan uydu
Uyduruyordun ya şu zor hayatta kendini
Ve hansel gretelin yere leblebi atıp evine döndüğü gibi evini arıyordun yere kitaplar saçarak
Her kitapta kendini buluyordun

Selam arkadaş şimdide beni mi buldun?

8 Ekim 2014 Çarşamba

Doğru soruyu sor?

Aslında karanlık çağın aydınlık yüzleriyiz
2 aydın bir araya gelse asılsınlar denilecek çağda
2 ekmek yanyana gelse parçalansa gülüp geçeceğimiz dönem
Bu zamanda ölmek öyle güzeldir ki 
Daha önce ölsem daha iyi karşılaştırırım tabi 
Bu dönemin ölücülerindenim ben
Ama bu dönemin yaşayıcılarındanımda aynı zamanda 
Saçlarımı beynime yapıştırıp aynaya bakmadan çıkmadığım yok mesela 
Bir iki sözle yatak faslı mesela 
Antrikot farkındalığına ulaştım yakında 
Herkesin nefes almasını isteyecek bir baba yasa olsa 
Olsa işte öyle bir adalet ölmez insan 
İstemez
Gitmez, göçmez 
Karıncalara hava alanları kurulsa onlarda kumsal görse
2 salyangoza bublex ev yapılsa 
Doğuştan kör bebeğe bir çift yeni 3D göz olsa 
Hepinizin aradığı ergonomik bir tanrı değilmiş gibi bakmayın bana!

4 Eylül 2014 Perşembe

soccer

neden sizinle pro evoloution soccer oynamak istiyorum
çünkü anladığım şey oyun oynamaktan keyif aldığım
ve bu işten çok az da olsa anladığım
bunun dışında bir şeylerden çok keyif almıyorum sanırım
hayır hayır sizin her şeye merak duymanızdan rahatsız değilim
ben anlamak istemiyorum
sizde buna saygılı ve bana aptal gibi davranıyorsunuz bunada saygı gösteriyorum
inanın muz yeyip oturmak istiyorum başka bir şey yapmak istemiyorum bu bir seçim olamaz mı?
olamıyor!
olamıyor işte bu dünyada
kah damarlarımda ki yaşama sevinci ölmüş
kah filistin düşmüş
hepimiz gün gün düşüyoruz zati
futbol saçma bir şey farkındayım ama inanın uyuşturucu gibi davranıyorum ona
yaklaşıp her şeyi unutuyorum
para kazanmam gerektiğini en fazla
bunun yanında sadece sevgi anları hatırlamak istiyorum
kuru fasulye pilav hatırlamak
bir kaç fantastik sex sahnesi falan
bunun dışında hatırlamak zorunda mıyım?
seçim boyunca dır dır eden uzun adamı
kısa adamı dindar adamı milliyetçi adamı
walla inanın bakkal amca bile daha iyi yönetirdi bu kaosu
kafamdaki bitmek bilmeyen yer değiştirmeleri iyi idare ederdi
ellerim anatosaurus elleri gibi hizmetkar duruyor ya bundan inanın çok sıkıldım
ayaklarım sokrates kadar çıplak ve gerçek
ya işte uzattırmayın be
seviyorum futbolu
gözlerim topu arıyor ortada
oyunu oynarken gol atmak heycanı basıyor
cebimin delik
cahil olduğumu unutuyor
o an sanki doktoramı yapıyorum
açlığım mesela
kalmıyor açlığım
midem hep dolu gibi
allahını seven defansa gelsin ula
adam 7 yi attı.

12 Ağustos 2014 Salı

Öldürmeyen

"Öldürmeyen şey güçlendirir"
Ya sakat bıırakırsa 
Ya sonrakilere bu sakatlıkla ilerlersem
Ya bu sakatlık beni alıkoyarsa neşeli bahçelere girmeme engel olursa 
Dişlerimi gıcırdatırken geceleyin uyku havuzumda uyanırsam çenem düşerse armudun dibine düştüğü gibi 
Prostad kabuslarım 3 kişiyle üzerime geliyor gibi bak!
Öldürmeyen şey nasıl güçlendirsin ulan
Öldürmeyen şey insanın iflahını ...
Bir hayvanınsa belkide ümüğüne çöker
Başımı alırsa bu coğrafyadan başka bir tarihe götürürse
Öldürmeyen şey belkide adamı 2 kere öldürür. 

8 Temmuz 2014 Salı

Demir ile İlahi Emir

Demir
4 yaşında mutsuz
İzmir den yeni taşınmış Antalya da bir zengin mahallesine
Ucuz ev buldukları için bu mahallede
bir de bahçeli diye
Hiç bir detayı bilmiyordum Demir'le  ilgili ta ki bu güne kadar
Arkadaşlarla starbucksta bir kahve molası vermiştik hayata yada bütün köle zenciliğimizi vermiştik haybeye
Eve dönerken yol arkadaşım canım karım aradı akşama ek işe gidecektik 30-40 tl kazanırız diye
yanına geleyim mi? dedi tamam dedim buradan geçeriz eve.
Geldi 5 dakika arkadaşlarla sohbet ettik
Hal hatır sordu e tabi ona da soruldu.
Cevaplar hayatlarımızdan memnuniyetsiz gerçekleşti.
Kalktık eve doğru yürüdük ileride ki parktan güneş doğdu.
Oğlumuz Toprak'ımız
Babam ellerinden tutmuş yürütüyordu.
Bizi görünce bıraktı ellerini oğlum annesine koştu.
Annem bankta oturuyordu.
Cüzdanımı telefonumu masaya koymamla Demir in annesi sibel hanımın koşturmasını görmem bir oldu.
Annem "bir şey olmuş sanırım" dedi
Ayaklandım.
Sibel hanım eve doğru yönelmişti.
Kafa selamı verecekken birbirimize "Demir'e araba çapmış" dedi.
Bir taksiyle hastaneye götüreyim dedi.
Lafını bitirmeden "hadi gidelim" dedik eşimle.
Eve gitti kimliğini almaya,
Bu sırada Demir iyi gözüküyordu, her zamanki enerjisi yerindeydi.
Demir acayip sosyal bir çocuk.
Hemen lafa atılır, soru sorar, çekinmez yani...
Babamdan arabanın anahtarlarını aldım.
Gözde toprağı anneme bıraktı.
Bindik arabaya, ben ve eşim öndeyiz
Demir'le Sibel hanım arkada
Demir arabaya bindiği için acayip keyifli
hatta bir ara birlikte kullanalım mı dedi?
:)
Vardık hastaneye devletin sigorta hastanesi affedersiniz ama bana kasap tadı verdi,
röntgen çektirdik.
Demir dışarı kaçtı bir ara girişte ki güvenlik bağırdı "hanımefendi alın şu çocuğunuzu" / aldı.
Sibel hanım canı ciğeri oğlunu doktorun yanına götürdü.
Doktor baktı
"şuan için bir şey yok" dedi
"kusma olursa getirin" dedi.
yani ölürse getirin gibi.
Bu arada röntgen sonucunu beklerken Demir tost istedi ama büfeye gelince simit istedi,
simit ve şeftali suyu aldık.
Oturdu bir güzel yedi, yerken simitin üstüne konan sineklerle baya tartıştı Demir.
bana kasap gibi görünen doktor son lafını söyledikten sonra arabaya yöneldik.
Sibel hanım çok teşekkür etti ama biz o teşekkürlere layık olabilecek miyiz hep içimden kendime bunu sordum?
hastaneden çıkarken 75-80 yaşlarında amca sedyeye bağlanmış ambulanstan indirildi, ölmeyi bekler gibiydi.
ağzımdan çıkamadı ama "tutunma artık bu hayata amca baksana hayat ne kadar bedeva" demek geldi.
Bedava yaşıyoruz bedava..
Ah Orhan Veli karşımda olmalıydın da ağlamalıydık yaşamlarımıza
Belki de severdim seninle rakıyı.
Asıl deyinmek istediğim şu Sibel hanımın gidiş ve dönüş yolunda anlattıkları
Eşi 5 ay önce organ nakli olmuş, detayına girmedik.
Şu an antalyada halde bir akrabasının yanında çalışıyormuş.
İstediği zaman çekip gidiyormuş evden.
Eve gelince bazen evden gidin ben rahat rahat televizyon izleyeceğim diyormuş falan
Kreşe veremiyorlar bütçe yok
Demir i bir tanısanız acayip hareketli bir çocuk
Bence Demir akrobat falan olabilir yüksek duvarlara tırmanıyor bazen görüyorum.
Çocuk keşfedecek ve yaşayacak bu durumda onu kim sorgulayabilir.
Sibel hanım Demiri yalnız bırakmamak için banyoya bile giremiyormuş çoğu zaman.
Eşi Antalya'ya habersiz gelip ameliyatını olmuş
Sonra Sibel hanımı arayıp bana demiri göstermiyormuş demiş
Sonra Sibel hanım Antalya'ya taşınmış
Anlatırken ordan burdan, aklımda kalanları, kalmaya çalışanları, kalıp can çekişenleri yazıyorum Aralar kopuk siz birleştirin.
Sibel hanımın beyninin araları kopmuş anlayın!
Acı!
Yaşama amacımı sorguladım 1-2 saat
Bulamadım bulan olursa bir mail atsın ne olur!
Sibel hanım napsın şimdi?
Bence o izdivaç programlarında ona bakabilecek, mutlu olabilecekleri  bir beyefendi ( İNSAN )bulabilir diye düşündüm.
o yıllarca eleştirdiğim yerden yere vurduğum izdivaç programları!
Dünya insan doğurmaya devam ediyor.
Nerde doğmak istersiniz diye sormadan
Hangi dini istersiniz diye sormadan
Aç susuz dünyaya gelen çocuklar bunların hesabı.. / boğazım düğümlense de ölsem bilgisayar karşısında /
ilahi adalet
ilahi komedya
ilahi aduket
ilahi puket
ilahi soket, roket, sükunet
ruhumu al artık iyiliğe teslim et!



27 Haziran 2014 Cuma

Bu bir kötü tecrübe hikayesi

Oğlumuz 11 ay oldu dünyaya göçeli 
Ve son zamanlarda epey hareketli
Geceleri de yatağında yatması gerekirken yatağın korkuluklarında oluyor sık sık
Ağlıyor
Hemen alıp annesinin üzerine koyuyordum
Ama artık bir karar almalıydık
Evde liderin kim olduğunun
Geceleri uyunması gerektiğinin
Geceleri yemek yemese daha olcağını
Anlaması için 
Dün gece planımız şuydu ağlasada zırlasada almıycaktık yatağından
Evet uyudu ve yatağına koyduk
Yaklaşık 40-45 dakika sonra ağlamaya başladı  
Bu için için ağlamalara 7-8 dakika dayanabildik 
yatakta  gözdeyle yüz kaslarımız kasılmış şekilde o 7-8 dakika geçmedi 
İçimiz yandı
yok dedim yapamıycam
Aldık hemen
Hatta gözde de onunla onun yatağına girdi.
Orda emzirdi. Sonra tabiki bırakmadı ve yatağa getirdi
Bir süre sonra ayağımda salladım uyuttum yatağa geri koydum
Bu işlem sabaha kadar 2 kez daha yaşandı. Yani küçük prensin köleleri işçileri veyahutta bakıcıları gibiydik. Son kalktığında uyutmaya çalışıyorum sallıyorum ama yok annesini istiyo
Yok dedim bir daha deneyelim pencereyi kapattım komşular daha az rahatsız olsun diye 
Yatağa koydum yattım herşey onun içindi artık yapabilmeliydim dakikalar geçmek bilmiyordu. Zaman tahminim doğruysa bir buçuk saat ağladı ama boğazı süğümlen çoğu zaman bütün vücudumuz kasılmış terlemiştik gözde ile
İçimiz acıyordu berbat bir tecrübe için kendimizi sınıyorduk 
Artık ayakta duramamaya düşmeye başladı gözleri kapalıydı ama yinede defalarca kalktı korkuluklara tutunup bağırdı. Evladım orda kabus yaşıyor ama durmak zorundaydım. En son düştüğünde sesini bile çıkaramadı. İnanılmaz rahatsız bir pozisyonda uyudu kaldı. Herşey onun içindi ilerde büyüdüğünde ondan özür dilemeye kararlıyım o gece için / o kara gece için

( geceleri uykusuz çok sinirli oluyor insan belkide daha çok özür borçlu olucaktım bunu yapmadaydık. Affet bebeğim )

17 Haziran 2014 Salı

17 haziran dünyanın güzel günü

Bir bilmecem vardı çocuklar
İçimden geçen dışımda aradığım 
Soruyu sorup cevabını veremediğim
Aklınıza gelenin tutturamadığı bişey
Saçları sarı gözleri renkli diye geçiştirdiğiniz belkide

İçimde kocaman bir yarayla doğduğum
Onu bulup her gün iyileştirdiğim
Bir kuş bir kalem belkide saç tokası rahatlığında
Bir gezi vardı o dar geçitten geçilen
Küçüktü bazen bazende bir okyanus derinliğinde
O soru başladığında insanı bir yürümek alır arkadaşlarla bazı bazı içmek
Akla gelen herşeyi cevap sanırsın
Hayatı çözdüm sanıp sıkılırsın
Rüya vakti onu görmek isteyip istihareye yatarsın sadece saçlarını görür mest olursun
Evde temizlik yaparken ter / yemek yerken protein zannımca cevap dediğin çok olur 
Saate bakıp vakti geldi dediğin anlarda içinde bir cızırtı kopar ya belki bu dediğin
Laf çok ama sona gelmek gerek 

Çünkü seni anlatmak dünyanın en karmaşık en mutluluk verici şeyi
Kaldı ki seni kime anlatıyim sen işte bir dev melek, minicik yağmur tanesi 
İçimde akan gözlerime yaş davet eden güzel kadınım 
Daha nice birlikte anlara kocaman sevgiyle buluşmalara 
Seni seviyorum ..




31 Mayıs 2014 Cumartesi

kAFes

kafesler içindeyiz
kafesimde elimde kabak çekirdeği izliyorum
her defasında bu son avuç kabak çekirdeği diyorum
ama kendimi diğer avucun yarısı yemiş buluyorum kendimi
yemeye alışmışlık kusturuyor beynimi

bu alışmışlık kokuşmuş zerre otomatik hareketler
kafesimdeyim yürüyorum diğer tarafa
renkli hindistan cevizleri hayal ediyorum
ter bastı
yerdeki kabak çekirdeği kabuklarından dev bir şato yaptım
hem kral hem vezir hem din adamı hemde şarlatanı oynuyorum

kafesimdeyim
bu gece kralla bir orospunun buluşması var
kendi kendimi nasıl becericem acaba

bin yıl oldu kafesimizdeyiz çıkarın şu gözlüklerinizi
sizi kim beceriyor görün!

20 Mayıs 2014 Salı

bay den

bak bu gece de ağlıyorum içime

sonunda olan hep aynı
balkondan attıkları üzerimize
evi sildikleri kirli sular

keşke elimizden bir şey gelse
yan taraftaki çocuk o kızı becermese
keşke vicdanlarımız hep çalışsa
sokakta ki çocuklar acıkmasa

askerler ateş ediyor
hep masumlara kurşunlar
gök gürüldüyor
çocuklar korkuyor

makineleri yağlayın
az ezdiler bizi

"daha yoksul çok onurlu ölümler
bay den"

22 Mart 2014 Cumartesi

sakalımda ne arıyon!

sakallarım olsun istiyorum 
böyle boy boy kılları olsun içinde 
nerede çalışırsam çalışayım olsun yanımda istiyorum yerlerinde
dokunmak ve ermek istiyorum 
ne karışırsınız sakalıma bıyığıma benim vicdanım yüreğim iş ahlakım orada mıdır ki?
sakallarımın hakkını istiyorum
özgürce uçuşsunlar için...

sakallarımı verin bana
öldürdüğünüz yetmedi onları
tıraş bıçağıyla katlettiniz her gün
verin artık şu sakalları

ver 
in
sa....

15 Mart 2014 Cumartesi

cos/mos

nefes alamıyorum
tutun kollarımdan göğe fırlıyorum
çok kalın üstüm ama üşüyorum
biraz dünyadan örneklerle yoğrulsam
daha çok benzerlerime benzesem
sanırım sorun kalmıycak
ama neden sürekli bir şüphe ve soru sorma hali
sorgulama hali...
böyle insanlar yer bulamıyor kalabalıklar arasında
kalabalıklar bundan oluşmalı diye düşüyorum
zaman aslında o kadar aldatıcı ki
o yüzden sanırım farkında değiliz
gidiyoruz
aklım almıyor sonsuzluğu
aklım karıncalanıyor
bu sürede bütün karıncalar akıllanıyor
gölgem düşüyor
aynalar beni göstermeyince neyden utanacağımı bilmez oluyorum
ufacık bir köy ufacık bir ev ufacık meyveler ufacık su kenarım olsa
daha çok yalnız kalsam
tutun kollarımdan nereye gidiyorum
tanrı beni cezalandıracak mı?
aslında işi daha iyi öğrenebilmek için soru soruyorum hoşuna gitmesi gerekmez mi?