24 Mart 2010 Çarşamba
söz
aşk ezmesi sür bırak terket benliğini büyüme çürüme kadın satın kalın yolun yalın benim dibim senin yanın satın yüzümü katın safınıza malınıza sahip ben sen o nerde durum orda yokum sokumumdaki insanlık kadar insanım yermiyim gezermiyimde yaşıyorum açmıyım nesin derim sesim kesin vites küçült kaç maç kaç kaç yaş taş olsun dokunan sözler ayaklarım uçsun dileklerim hayal manipüle et halüsinasyonlarımı gel önüme diz çök satırlarımda çöz sözsüz bakışlarınla taşın kalbime kaşın gözüne hayran kervan yolculuğuma katıl batıllıktan ırak kıvrak bedenimle kefeninle gel sel olsun sevgimle hoşçakal vakit tamam havam yavan rüzgar lodos denizim sessiz tenim sensiz kederim alkol çeker şeker gülüşlerin hatırımda katırım yolda kalır satırım uzar kafam güzel aşk'a meylim artar kendimi arar hükmüm tamam nakaratını arar gönlüm dünyada dünyaca ünlü olmak olay ama basit kesit fes et kontratını at ateşe günahlarını
20 Mart 2010 Cumartesi
bahtım
'yer yarılsa da içine girse bahtım' demek bitirir adamı
yüzüne kezzap atılmıştan beter eder kahrın
yanar miden, nefes borun uzar ağzından çıkıcakmış gibi
yüzün aynada kırılır bıyıkların bükülür
koştururlar, ufkunu çalar yaptıkların
ağzınla gülümsesen kurtarmaz günahlarını
neylesin gönül yorsun bedenimi, korsun gönül
yüzüne kezzap atılmıştan beter eder kahrın
yanar miden, nefes borun uzar ağzından çıkıcakmış gibi
yüzün aynada kırılır bıyıkların bükülür
koştururlar, ufkunu çalar yaptıkların
ağzınla gülümsesen kurtarmaz günahlarını
neylesin gönül yorsun bedenimi, korsun gönül
yanıyorsun yakıyorsun kanatları
ama uçamayan onlar değil sen düşüyorsun
19 Mart 2010 Cuma
dengesiz densiz testesteron
günah diz boyu
ters konulmuşuz kavanoza boğulmuşuz itilmişliğimizde
yanımızdaki meleklere saplamışız hançerlerimizi
ne kadar spontan desende, güzel değil desen, sen ne desende şeytan; şeytan
en şusu busu orospu kafiyeler ne desende aynı çamur yüreğim
sen güzel suratınla karşımda söylen dinlemez mi beynim?
ayaklarım koşturur karşına...
sen ne desende
8 Mart 2010 Pazartesi
ahhhh
şiddetimden korkmayan ben bana kızıyorum 4 teker üstünde ölüme uzuyorum
kederimden kaderime koşuyorum...
vardığım her noktada kusuyor, kramp oluyorum vücuduma, kızıyor alev oluyorum
gördüklerimi anlatma kaygısından sıyrılıyor ivme kazanıyorum
havaya attığım noktalar bomba oluyor tek tek vuruyor duyularımı
kan oluyorum kas oluyorum
boğazımdaki çığlıkla deviriyorum kendimi
kime gidiyorum bilmiyorum.
kimseyede sormuyorum koşuyorum
hep 2 kilometre uzaklıktaki 106 metrelik ağaca
5 saat yada 2 sene koşuyorum
hep 2 kilometre var aramda....
ter oluyorum
toz-u duman
günüm gözlerinin içinde sıcacık bir küvette başlasın
saçların kokulu ormanlara yürüyüşe çıkalım kahvaltıdan sonra
her bir dakika hasret lokumu isteyeceğim yanında
ellerin başımda dolansın, rüyalar gördür bedenime
dişlerinin kutbuna bakmak dalmak ak gibi, süt gibi
'selvi boylum al yazmalım' her halukarda çalacak kapımda
sis belirir belki dün gece belki yarın
korku sevmenin içinde, aşk'a dahil bence
sen 3 adım gel ben 4, ayağına basıp sarılmak ister bu yobaz ama odun kalbim
sen dur ben koşarım.
sen yeter ki bana doğru dön ve dur sevgim.
çimenlerde otlanan iki kuzuyla kısa metraj yapalım diyeceğim gecenin körü zannedersem
sen gel, gör, dinlen, gez, toz
haa toz demişken; dünyadaki bütün tozlar kadar severim takriben tutarsa totem...
çetrefil olur bedenin kavrulursun belki....
4 Mart 2010 Perşembe
o ol öl.
oyunculuk...kendi kendimize bilerek o olmak, içine, onun kılıfına girmek...o, baştan aşağı tam bir o olmak...dertlerini anlatış biçimi, kıskanma biçimi, sinirlenme biçimi, sevme biçimi vede daha bir çok biçim...biçim içinde çişim gelebilir tabi ama o işer gibi işiyeceksen yaparsın...nötr olmak ve sonra o olmak enerjisini almak, kalmak o ne çalıyorsa çalmak....o olmak
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)