21 Temmuz 2010 Çarşamba

rabb

tan yerini ağartan rabbe sığınırım...bütün günahlarımdan sonra hep olur bu? hani sevgiliyi aldattıktan sonra çiçek götürmek gibi yanında kuzu olmak gibi...tanrım sen yücelerdende yücesin buna inancım sonsuz, şüphem yok ama öyle günahlar işledim ki affedilesi değil. benim derdim kendimle, sana sığınıp tekrar eden plak gibiyim...cazırtılı sorunlu tekrar eden plak...tanrım sen daima bana dönüktün ben bazen arkamı döndüm uzaklaşmadım ama bile bile yaptım her şeyi...şimdi napsam bilmiyorum diycem ama biliyorum; bir tövbeyle nasıl silinir herşey akıl erdiremiyorum. ey ayı bir yarım bir tam gösteren rabbim sana sığınıyorum...içimdeki siyah kırmızı karanlığı öldür. içimdeki katili hırsızı yalancıyı sapığı adaletsizi sömürücüyü ... densizi öldür.

15 Temmuz 2010 Perşembe

bir adamın geçmişindeki kadın

daima ileri diyemeyen adamlar geçmişlerinde kaybediyorlar sürekli. kendileriyle verilen savaşta kayıp hep ağlamaklı hafızaları oluyor. geçmişlerindeki güzellikle mücadele uzun ağır ve aynı zamanda kağıt gibi dertli ve keskin. zamanın içinde istediği ana gidebilen gitmek isteyen kendilerini durdurmayan insanlar çektikleri acıyı belkide ödül farz ediyorlar...sırtlarına alıp gözlerinin almadığı yolculuklara çıkıyorlar. hemde renkli olmayan soğuk diplere gidip saniyelerde yılları yaşamak. dudakların özlemini karanlıklarda aramak, dokunmak.saçların yüzüne dokunuşlarına aşık olan bu adamlar o kadınların ayakkabılarından aşk içer, kadınlarının ayaklarını öpücük yağmuruna tutarlar. gecenin bir vakti özlemleri en yüksek seviyeye geçebilir ağlayabilirler. yada aylarca özlemeyebilirler. ama genelde aylarca hasret duygusunu yaşamazlarsa sonra gelicek olan duygu onları akılsız biri yapabilir.dışarda gezerken gördükleri yaşama kendilerini benzetirler. hayal kurar kendilerini ve kadınlarını yerleştirirler o yaşama karakter olarak. bebekli hallerini görebilirler. kırda koşabilirler. öpüşebilirler, ağlaşabilirler. onlar için bu aslında çok acı verici bir şeydir. bunu bile bile bu hayale koşarlar. günler geceler bazen kalplerinde yaptıkları o büyük savaşla geçer. bu savaş sırasında onları en zorlayan şey geçmişlerindeki kadınların kokularını almaktır. koku onlara en çok anı hatırlatan teni hatırlatan malzemedir çünkü. bu adamlar için seks; tenlerin dansı olarak adlandırılır. ve anın hatırlanmasıda onları çok zorlar. heleki başka kadınların yanındalarsa...bu adamlar hatırlamamak için ne yaparlar peki? hatırlamamak için boş kalmamaları zamanlarını doldurmalı verimli, mutlu geçirmelidirler. genelde yaptıkları yeni kadın adaylarıyla vakit geçirmektir. ve yenilerinin arasında bütün o akla gelen anıların üstünü örtebilecek biri onlar için prenses tadındadır. bu muhteşem kadın geldiğinde onlar için gerçek yaz gelmiş demektir.

13 Temmuz 2010 Salı

baştakiler en sonda

mayın tarlasında gazozuna maç yapıyor doğuda çocuklarımız
2 kurşuna bir çift botla koşuyor.
ellerindeki silahlar tutukluk kesin yapar bile bile.
sevgili fotoğraflarına baka baka sadece o gün birileri ölmeli bile bile cepheye koşmak.
hemde sabahtan traşları olunmuş botları boyanmış tam teçhizat ölüme gitmek
'VATAN SAĞOLSUN' diye diye...vatanı onu nelere değişiyo belkide bile bile
sabah yataktan kalktıkları an ölüm için hazır olmak, azraille pazarlık yapmadan uçmak, gitmek.
düşmanın gözünde insanlığı görmek 2 saniye ve sonra dünyanın en iyi seri katili olmak
bunu bile bile cephede olmak.
o büyük kara parçası ne istiyorsa yaptırıyor memleketimize, yapıyorlar baştakiler
ama cephede o insancıklar en önde olması gerekirken ortalarda bile yoklar saklanmışlar lüx villalarına dünyanın en zengin insanları sıralamasında savaşıyor onlar sıralarını yukarıya çekmek için çabalıyorlar
şehit kanları dur durak dinlemiyor aktıkları yer ana yürekleri
baştakiler en sonda
baştakiler en sonda ve cephede en önde taze temiz yürekler var
haberlerde 1 dakika varlar ölü bedenler
baştakiler yalan dolan haberleriyle sürmanşet
baştakiler en dipte karanlığın ve pisliğin en sonunda...