24 Ağustos 2010 Salı

kızım

uzun dönem taş taş üstüne koyamamış kuş içimde,
dışımda betonlaşıyorum.
çimlerim içime büyüyor, zarar ediyorum tohumlarımdan.
tek fidan başladığım yaşamıma filizleniyorum.
en başı gözümün önünde tutuyor daha az karbondioksit yutuyorum.
suyla günde 1 kere buluşuyor ona duyduklarımı anlatıyorum.
onun hakkında neler dediğini oksijenin.
onunla bir ilişki içindeler ama çok farklılar
konuyu onlara getirip kendime dem vuruyorum gam vuruyorum.
gözlerimin önünde bir film oynuyor ben anlatırken,
bir adamla bir kadın sevişiyor sigaralarını yakıp ayrılıyor eşlerinin yanlarına gidiyorlar.
eşlerine sarılıyorlar ve onları ne kadar sevdiklerini betimleyerek söylüyorlardı...
kadının teni şaşmış olacak ki duruma dokunamadı beyin vücuduna
diğer tarafta evine giden adamda güzel karısının sarılamadı yatarken beline.
film bu karelerle sona koşarken bir koku takılıyor sesiyle gözlerime.
galiba bir bale sanatçısı; yoksa kuğu gibi nasıl böyle bembeyaz gelebilir.
her adımında umut vadediyor,
elleri her adımında öyle güzel  kanatlanıyor ki
yüzünü seçemiyorum, kaldı ki bakamıyorum bile.
adımlarında yaptığı o ufak modern dansta hayatı keşfediyorum sanki
elleri uzanıyor beklenmedik kafama dokunuyor.
"aman ALLAH'ım diyorum beni çocuk gibi mıncırıcak sanırım"
saçlarımı dağıtıyor.
anlam veremiyorum.
elini bağrına götürüp kolyesini çekip çıkartıyor
ellerimi açıyorum şükreder gibi,
elime bırakıyor.
ellerimi hiç bu kadar güzel görmemiştim,
pamuk prenses masalda belkide intihar ediyor.
kolye kapaklı. açıyorum,
2 vesikalık çıkıyor
biri benim, biraz saçlarım falan beyazlamış
kendimi tanıyorum.
fakat diğeri genç bir hanım efendi
çokta güzel bir bayan
anlam veremiyorum.
ne yani o yaşta bu gençle mi evleneceğim?
deşifre edemiyorum.
telaşla suya anlatıyorum hemen.
"al benden iki yudum" diyor, alıyorum.
kinayeli anlatır gibi lafa başlıyor. "bu senin özlediğin geleceğin" dedikten sonra ister istemez gülüyorum.
"hayatımın kaynağı" diyorum "ne dediğinin farkında mısın sen? yoksa şaka mı bu?"
cevap veriyor
"senin hayalini kurduğun, istediğin ve sonunda bunu beklerken özlediğin şey"
susuyorum...
kızım ve kendime bir daha bakıp bir, iki damla ağlıyorum...

20 Ağustos 2010 Cuma

hadi mutlu ediver

ah sevgili ah
elinde mezarlık var toprağını bana sunuyorsun
toprak duman kokuyor
taşında altın renkli kadın gözleri deniz kokuyordu yazıyor
bakıp yaşlarımı salıveriyorum gözlerimde ağırlaşmış zaten
belki bende salı veriyorum cesedimi toprağa...
benim kocaman yürekli sürekli dumana bağımlı sevgilim
benim çocuklarına şimdiden duman üfleyen sarışınım
benim hayırsever vatansever sevgilisever sevgilim
gel sözümü dinle
daha kırlara koşuya çıkmadık sevgili
daha çok günümüz var dedirt bana
hayır tabi ALLAH ın işi şimdi cinnete girer atlayıveririm pencereden de :)
sevgili sen o kadar sevgilisin ki bu kadar önemsememin nedeni bu anlayıver sevgili
yazımın içinde ne kadar sevgili dememden çözüver sevgili bak senin için okuru boğuyorum
sen yeter ki he de ben yüz bin okur boğarım sevgili
bak sana şirinlikler yapıyorum seni seviyorum altın renkli kadınım
deniz gözlerinde boğulduğum
ben hiç mutlu olmadım
adamın diyorum hiç mutlu olmadı hadi ediver...

4 Ağustos 2010 Çarşamba

uzak çocuklar

bana sarışınlığını verme ben senin içindeki esmer ufak sevgi çalan çocuğu görmüşken
ben ne kadar gelirsem sana ne olur dur
dedim ya hızdan bıktım çetrefil zift olsun ellerim
ruhum saklanmayı beceremeyen saklambaç oyuncusu açık etti her şeyi hep ebe oldu
içimdeki çocuğa bir ebe gerek çıkmak isteyecek
yoksa arabesk senden bir çocuğum olsun mu istiyorum?
bunlar neye delalet neye sebep
kır görüyorum uçsuz bucaksız değil bir tarafında a.v.m. diğer tarafında hastane
yeşillere yatmışsın yaklaşıyorum ağlıyorsun
ağlıyorum...
anlatmak konuşmak istemez bazen bedenden sıkılıp çıkmak ister ruh
bedelini istemez öyküsünü dinlemez
sustum...
bakınca bakasım arttı ellerimle aldım gözünün yaşlarını
gözlerini severek
saçların gözlerini sevmiş ellerimi kıskanmış saçlarını aldım elime
burnum uzadı saçlarına kokla kokla bayılmışım yanına
uyandığımızda doktor cemal beyin nikahı vardı dans ediyorduk gözlerin gözlerimde
nikahta sancıların artınca nikahı bitirmek zorunda kaldılar
doktor cemal odadan çıkınca ben haliyle 9 doğurmuş telaşla koşmuştum cemale
ağzından çıkanları bekliyordum lafı uzatıyordu cemalcim hadi dedim.....
nur topu gibi diye lafa başlayınca duvarları yıktım
"NUR TOPU GİBİ İKİZLERİNİZ OLDU"
yanına girdim uyuyordun
çocukları gördüm kızımız esmer güzeli oğlumuzda sarışın deniz gözlü annesi gibi
hissettirene sağlık