ne zaman kendimden kuşku duysam dilim yazıya gidiyor
karanlık vasfım şaha kalkıp kibir kusuyor
kulaklarıma hiç hoş olamayan iniltiler geliyor
ölümle yaşam arasında vücudum cennet ve cehennem arasında şuur buluyor
ya çemberin içinde yada dışında nasıl yanmak istersem rüyalarım öyle doluyor
kendime hep sorduğum zavallı benliğim soru işaretimin noktasını çalıyor
yanıma kan vermektense kan çekiyorum hayatından
başıma kan vermektense kan çekiyorum hayatından
ya selam dünya yeni bir şeytan doğurdun gözün aydın
sen dön
sen parçalan
sen boğul
ve hep göz yaşı kıvamında sevgiler kazansın hep kimin umrunda
sisli bir nehire sandal salıp ölesim var dünya
ayakkabılarımı nehre atıp gidesim var
fakat;
bunu kimse hal edemez
bugün herkes mutluluk peşindeyken yanı başında ki mutsuzluğu görmüyorsa
bugün evler temiz sokaklar pisse
herkes kalacak dünyada
acıyana kadar kalacak
ağlayana kadar kalacak
kocaman devrimler yapılacak onbinlerce canlı telef olacak
ve mutluluk yine aranacak
hep
her zaman
yakınlarda olduğu
belkide elimizin altında, avuçlarımızın içinde olduğu ...
anlaşılamayacak
zor zanaat dünya işi
her işim gibi sen de yarım kal bakalım yazım...