29 Nisan 2013 Pazartesi

ann

-anne nasılsın?
-iyiyim?
-iyisin di mi?
-ben bu adamla yapamıyorum! artık yeter!
-ne oldu?
-yeter yapamıyorum mutsuzum onunla. avukat tutsun söyle. (hıçkırıklarında boğuldu sandım bir ara)
- anne
-yok hayır yeter !
-anne beni..
-yok hayır yeter istemiyorum artık.



bugün ilk defa farkettim ne annemi babamdan ne de babamı annemden kurtarabilirim. birbirlerine öyle acıtıcı bağlar atmışlar ki dokuyu parçalamak için sadist bıçaklar kullanmak lazım. daha önce ayrılabilirsiniz nasıl mutlu olucaksanız öyle yapın derdim. ama sanırım mutlulukla dolu bir ayrılık dünyanın hiç bir yerinde yok ve her geçen gün yaşamın şizofren halini her soluğumuzda daha çok içimize çekiyoruz. bu halle ne eşimi ne kendimi ve zaten hiç bir an memnun edemediğim ailemi defalarca daha memnun edemiyorum. daha da inanılmaz gerçek temmuzda bizimle olucak toprak toprağım şuan adını anınca gözlerimi yaşartan tüylerimi diken eden çocuk gelecek kucağıma.

-anne dur 


demenin hiç bir anlamı yok şu an itibariyle
o aklını yüreğini bende kaybetti çünkü
o ellerini benim için örülen dantellerle kireçledi
saçlarını yolumu temizlerken akladı
gülümsemesini ben her para kazanamayışımda yitirdi.
o, anne insanın yüreğinden bir parça 
ve elinden kayıp gitmez parmaklarının ucundadır hep ama yanına çekemezsin 
annem boka battığımda hep temizledi altımı
ben de hep sıçtım o yüzden
anne gel yanıma bu sefer sen sıç ben temizliyim 
anne gel yanıma sen sıç ben temizliyim 
anneeee
sen ...
gel yanıma 
boğazımda bir düğüm o düğümün içinde bir güğüm
ve içinde yükün
anne ...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder