2 Şubat 2012 Perşembe

ezilmişliğim, zayıf ve cesaret yoksunu halim popomun altında
suratına bakamıyorum yanımda kinin
oysaki geçenlerde bir söz vermiştim onlara dair
neden bakamıyorum insanların suratlarına
bana verilen sözleri affediyorum da
kendi verdiklerime ve kendime hançer biliyorum
göz yaşımla sarıyorum
elimde bulunan her şeyi sıkıyorum, kurutuyorum, asıyorum
ben kendime ben diyemiyorum çünkü gemimi sel alıyor
direğim bükülüyor
şu karşıda az biraz kara parçası var orada durmak gerek diyorum
ama hep aynı uzaklıktayız ben ne kadar yaklaşsam o kadar uzak liman
yani aramız o kara parçasıyla hep limani
bir kaç kere off desem bir dağ kusucam sanki
ama çok güzel yemyeşil ufak tepelerden kurulu bir dağ
elma ağaçlarını görmek isteyeceğim üstünde
keman çalan çobanların irili ufaklı kuzularını kusucam

ağzımı açıp yağmur tanelerini tutacağım
ya ayak kaplarım su alırsa
telaş yapacağım
iki arada bir derede boğulacağım
üç tunç tas has hoş kayısı hoşafı kaynatacağım
dört duvar arasında
beşi bir yerde olsun isteyeceğim duyu organlarımın
hepside izin yapsınlar bugün
kalbimin tam üzerinde bir çilek ağacı çıksın isteyeceğim

dünya kare mi?
ben sanki şu köşeden düşüyorum!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder