24 Ekim 2011 Pazartesi

pes valla

etmiyorum pes
bir uzun yol hikayesinin giderek yeşillenme ihtimali ile etmiyorum pes
bir otobüs bileti 1 taksi aksi param yansın sürekli elim part parmaklarım nersiz kalmasın
güneş geceye ne inatsa inadım bu tada
bu terlemeye ihtiyaç vücudum
gözümün önündeki kıskançlığımı ve içimin dibindeki egomu ateşlere atarım
senli kaderime bir yüzük takarım
sabah kalkınca bir kravat isterse boynum sarıl boynuma
kızımdan çok şey öğreniceksin annesili ve neşeli pazarlar var daha
bir olta sallayacağız en ön sıradan huzur kapacağız
bir pes etmedir insanı yıpratan isteklerini şeytana sızdıran
bu sebeple etmiyorum pes
her şey vaktinde olup biterken bir manevi güç hep beni gülümsetirken döner miyim sırtımı
'pes valla' dedirtmek varken, düşman çatlatmak, arkadaş çıldırtmak varken
yüzüm sana dönük ölmek
burnum burnunda olmak
ellerim başının tacıyken gitmiyorum
gözlerimi dillendiren, parlamasına sebep olan gözlerin bendeyken
gidecek yer gösterin bana
başka eller mi başka dudaklar mı
yapmayın güldürmeyin beni anlatıyorum ya
dinlemediniz mi?
rüyalarımda saçlarından halı dokuduğum o saçlardan kocaman bahçeli ufacık evler yaptığım içine 2 çocuk koyduğum kadını anlatırken demeyin öyle!
şimdi gitmek istese ki inatçıdır hırçındır kızım
ben gidiyorum dese
sırtını bana dönse
bilin ki gitmez
bilin ki gönlü bende
yüzü suyu bende
bilin ki etrafında dolaşıp önüne geçtiğimde o yine benim,
o yine evim,
o yine kızım,
o yine noktalarımı birleştiren anlam veren sözüm, nazım, sabrım ve varlığım
suratını assa aklım mum gibi erir
el vermese elim soğur
bakmasa üşürüm titrerim
ha işte benim kadın lafın üstüne basar
oda geliyor işte...
gel bebeğim...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder