çoğu zaman benden önce uyur ve bilmeden bana bir armağan bırakırdı.
koltuğun üstünde parlayan bir nur gibi mışıl mışıl uyur
sıcağa karşı savunmasız terlerdi.
bakar acılarımı unutur çok ufak serçe kıvamında gülümserdim.
hanımım, kadınım, devam, panzerimdi hayata karşı.
aklıma bazen çocukça bazende büyükçe şeyler gelirdi.
ama hiç siyah beyaz değildi görüntü hep, her zaman renkliydi
ona bakınca sadelik duyardım
sessiz sakin ama güzel bir sadelik
dünyanın en büyük zenginliğiydi o
ben her defasında şans oyunlarında denerdim şansımı
ama onun farkında olamadan geçiyordu bu yorucu hayat.
bir gülümsemesiyle savaş durduracakmış gibiydi.
sabah uyandığında gözlerini açamadan hayatım dediğinde de kalbim
gözlerime şifa idi duruşu
saçlarına bayılırdım vücuduna dolanışına
ama kıyamadım yaz geceleri uyuyamayışına
'kestir' dedim yakışır sana yeni dönem saçlarından birini önerdim usulca
kestirdi.
o daha bir anne olmuştu şimdi
göbeği şişmişti
sanki bize bir melek doğuracak gibi
o bir anne gibi
bana bakıyordu
o bir anne gibi ...
yaşattıkların için ne kadar teşekkür etsem az
yaşattıkların için ne kadar teşekkür etsem az
yaşattıkların için ne kadar teşekkür etsem az
ve yaşattıkların için teşekkür ederim ömrümün en ince sızısı
en büyük zenginliğime istinaden
teşekkür ederim...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder