15 Temmuz 2010 Perşembe
bir adamın geçmişindeki kadın
daima ileri diyemeyen adamlar geçmişlerinde kaybediyorlar sürekli. kendileriyle verilen savaşta kayıp hep ağlamaklı hafızaları oluyor. geçmişlerindeki güzellikle mücadele uzun ağır ve aynı zamanda kağıt gibi dertli ve keskin. zamanın içinde istediği ana gidebilen gitmek isteyen kendilerini durdurmayan insanlar çektikleri acıyı belkide ödül farz ediyorlar...sırtlarına alıp gözlerinin almadığı yolculuklara çıkıyorlar. hemde renkli olmayan soğuk diplere gidip saniyelerde yılları yaşamak. dudakların özlemini karanlıklarda aramak, dokunmak.saçların yüzüne dokunuşlarına aşık olan bu adamlar o kadınların ayakkabılarından aşk içer, kadınlarının ayaklarını öpücük yağmuruna tutarlar. gecenin bir vakti özlemleri en yüksek seviyeye geçebilir ağlayabilirler. yada aylarca özlemeyebilirler. ama genelde aylarca hasret duygusunu yaşamazlarsa sonra gelicek olan duygu onları akılsız biri yapabilir.dışarda gezerken gördükleri yaşama kendilerini benzetirler. hayal kurar kendilerini ve kadınlarını yerleştirirler o yaşama karakter olarak. bebekli hallerini görebilirler. kırda koşabilirler. öpüşebilirler, ağlaşabilirler. onlar için bu aslında çok acı verici bir şeydir. bunu bile bile bu hayale koşarlar. günler geceler bazen kalplerinde yaptıkları o büyük savaşla geçer. bu savaş sırasında onları en zorlayan şey geçmişlerindeki kadınların kokularını almaktır. koku onlara en çok anı hatırlatan teni hatırlatan malzemedir çünkü. bu adamlar için seks; tenlerin dansı olarak adlandırılır. ve anın hatırlanmasıda onları çok zorlar. heleki başka kadınların yanındalarsa...bu adamlar hatırlamamak için ne yaparlar peki? hatırlamamak için boş kalmamaları zamanlarını doldurmalı verimli, mutlu geçirmelidirler. genelde yaptıkları yeni kadın adaylarıyla vakit geçirmektir. ve yenilerinin arasında bütün o akla gelen anıların üstünü örtebilecek biri onlar için prenses tadındadır. bu muhteşem kadın geldiğinde onlar için gerçek yaz gelmiş demektir.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder